Annem-babam

Sevgili annem, sevgili babam

 

Anneler günü yaklaşıyor. 38 seneyi aşan hayatım boyunca yaşadığım bazı nadir güzelliklerden bahsetmek istedim.

 

Annem,

 

Beni bedeninde sakladın. Doğurdun, bedeninden besledin. Uyumadığım için uyumadın. Uyuduğum zaman yine benimle ilgilendin. Çıplak bedenimi örttün. Üşütmedin beni. Soğuktan, sıcaktan koruduğun kadar, her şeyden korudun. Yemedin annem, beni doyurdun. 38 yaşımı geçtim hâlâ ilk günkü kadar özenli olduğunu belki ben büyüdükçe, sevginin de büyüdüğünü hissedebiliyorum. Hani, iki katlı ahşap evde oturduğumuz zamanlarda, yaz mevsiminde beni ve kardeşimi kendi yatağınıza yatırırdınız. Biz uyurken kalkar, bahçedeki incir ağacından toplayıp özenle hazırladığın incirleri ellerinle bize yedirirdin… Uyku mahmuru gözlerimizdeki mutluluk ve ağzımızdaki incirlerle nazlanırdık da senin tebessümün gözlerinde ışıltılara dönerdi. Bize bakıp mutlu olurdun… Sana bakıp mutlu olurdum. Ne kadar yaramaz da olsam beni affederdin. Kazık kadar adam oldum her türlü hatamı affettin. Annem, hep beni bağrına bastın. Yıllarca bir tek elbise, bir tek ayakkabı almadığını biliyorum. Sen de genç oldun. Ama, hep isteklerini geride tuttun. Evlatların için sahip olduklarını feda ettiğin kadar, sahip olabileceklerini de istemedin. Hakkındı ama söylemedin. Eski, yıllanmış, yıpranmış elbisenle, şeklini kaybetmiş ayakkabınla, ama, yüzündeki nurla yürüdün. Yıllar geçti, ellerinde geçmeyen derin çatlaklarla, yüzünde çizgilerle, yorgun bedeninle, ama, yüzünde sönmeyen nurunla yanımda olduğun için çok mutluyum. Peygamber efendimiz, cennet annelerin ayakları altındadır demiş. Gerçekten öyle, çünkü senin yürüdüğün yerlerde tarif edilemez bir güzellik oluyor. Ellerinle yüzümüzü yıkardın… Yumuşacık ellerinle… Hatırlıyorum, ne kadar da mutlu oluyordum. Yıllar geçti şimdi ellerini öperken yine aynı sıcaklığı, aynı mutluluğu duyuyorum. Olmayanı eşiyle paylaşan, yokluğa tahammül eden, sabır ve tevekkül gösteren, evlatları için hayatı erteleyen, dünyanın en fedakar, en cefakar, en hamarat, en güzel kadını benim annem.

 

Babam,

 

Biliyor musun? Küçük bir çocukken elini tutup yürürken ellerinin ne kadar da kocaman olduğunu düşünürdüm. Bana güven verirdi yanında olmak. Kendimi bir kalede gibi korunmuş hissederdim. Ellerini öperken şimdi yine aynı düşünceleri taşıyorum. Sen varsın ya babam, ben emniyetteyim. En zor anımda yanımda oldun. Yaşım ilerledi yanımda oldun. Düşüp ağladığım zamanlarda beni elimden tutup kaldırırken ağlama, düştüğün yere tükür orada para bulacaksın diye beni teselli ederdin. Sayende buldum da… Unutmuyorum baba. Merdivenin başında aynanın karşısında bir kolunda ben, diğerinde kardeşim, kucağına tırmanmışız, sana yaslanmış seninle sallanırken, benim yavrularım ne yaramaz yaramaz, yavrularım bu günleri ömrünce unutamaz diye şarkılar söylerdin. Unutmadım baba. Senin yanında güvendeyim baba. Küçük bir çocukken bakardım sana, imrenir gıpta ederdim. Gurur duyardım. Benim babam… Ne kadar büyük ne kadar güçlü derdim kendi kendime… En olmadık zamanlarda sıkıntılarımla sana dert oldum. Her türlü derdimi, sen göğüsledin. Korudun beni, hem de kendini siper ederek. Bir damlacık güzel bir şey yapsam bir ömür yapmış gibi gurur duydun benimle. Sen, dünyanın en yakışıklı, en güçlü, en akıllı erkeği… Babam…

 

Sevgili annem, sevgili babam,

 

Allah sizleri başımdan eksik etmesin. Rabbim ikinizden de razı olsun. İki cihan süruru peygamber efendimize komşu olun. Dağ gibi babam, melek gibi annem haklarınızı helal edin. Benim için dua edin. İyi bir evlat iyi bir koca ve iyi bir baba olmam için dua edin.

 

Ellerinizden öperim.

 

                                               Oğlunuz

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !