Avukatlıkta kalite nasıl artar?

1) ASGARİ ÜCRET TARİFESİNDE YAZILI ASGARİ ÜCRETİN, BARO HESABINA VE İŞİ YAPACAK AVUKAT ADINA YATIRILDIĞINA DAİR BANKA DEKONTU EKLENMEMİŞ VEKALETNAMELER, MAHKEMELERDE VE RESMİ DAİRELERDE GEÇERLİ KABUL EDİLMEMELİDİR. (AYNI BARO PULU GİBİ).

Yukarıda yazdığım hususların yasalaşması halinde, Avukatlar, her türlü angaryadan, "vergi kaçırıyorlar" iddialarından, "fırsatçı" "amma da paragöz" iddialarından, "avukat beye telefon açtım, bana paramı peşin vermezseniz davanıza bakmam" dedi gibi hoş olmayan sözlerden tamamen kurtulacağı inancındayım.

ALINTIDIR

Böylelikle, aynı Cmuk ücretleri gibi, her türlü vergi ve baro aidatları kaynakta kesilecek, yasaları uygulamakla görevli biz avukatlar, "vergi kaçırıyorlar" iddiası gibi gerçekten yüz kızartıcı ve alçaltıcı bir iddiadan bir nebze olsun kurtulabiliriz.

Bir başka konu, özünde, avukatın müvekkiline karşı "senin işine bakarım, dilekçeni yazarım veya sorguna katılırım ama bana şu kadar para verirsen" gibi, gerçekten "basit" sayılacak ve hepimizin zorlandığı bir konuda rahatlayacaklardır.

Arkadaşlar, gerçekten diğer ülkelere bakıldığında ve avukatlığın tarihine bakıldığında, bir avukatın, ücret alarak davaya bakması, işin ruhuna biraz ters kaçmaktadır.

Almanca'da "AVUKATLIK ÜCRETİ" diye bir tabir yoktur. Ücret genelde "Kosten" ya da "Preis" "Gebühr" "Gelohn" gibi kelimelerle ifade edildiği halde AVUKATLIK ÜCRETİ İÇİN "DAS HONORAR" KELİMESİ KULLANILMAKTADIR. Yani bir nevi "Şeref parası" gibi bir şey.

Hatta, yanılıyor olabilirim ama Roma'da, hiç bir zaman avukatlara elden direkt para verilmezmiş. Avukatın haberi yokken, örneğin geceleyin kapısının altına bırakılırmış.

Gerçekten de mesela ben, sulh cezada sorguda olan bir kişi benim arayıp, bana yardımcı olur musun dediğinde "şu kadar para verirsen gelirim" gibi bir cümleyi kullanmakta zorlanmaktayım. Acaba, benim kişiliğimden mi bu kaynaklanıyor diye düşündüğümde, yukarıdaki örnekleri görünce, bu işin ruhunda, salt para karşılığı yapılması gereken bir meslek olmadığını anlamaktayım. Yani bana göre "çok pahalı" ama "para ikinci planda" yapılması gereken bir iş.

Bu sistem geçerli olursa, gerçekten, "İŞ SAHİPLERİ, İŞİNİ UCUZA YAPTIRACBİLECEKLERİ DEĞİL, İŞİNE SAYGI DUYAN VE ÇALIŞAN AVUKATLARI TERCİH EDECEKLERDİR". Çünkü nasılsa aynı ücreti ödeyeceklerdir. O halde, neden işine özen göstermeyen birine gitsin ki.

Bu şekilde, her türlü angaryadan kurtulacak ve emeğinin karşılığını asgari de olsa alacak avukatlar, gerçekten iş seçmeye başlayacaklardır.

2) HER İL VE İLÇEDE, KURULABİLECEK "HUKUK BÜROSU" SAYISI, O İLÇENİN NÜFUSU VE İŞ HACMİNE GÖRE SINIRLANDIRILMALIDIR. ANCAK BİR "HUKUK BÜROSU" BÜNYESİNDE SINIRSIZ SAYIDA AVUKAT ÇALIŞTIRILABİLİR.

Böyle bir uygulama da, avukat enflasyonuna ve kontrolsüzlüğüne engel olacak ve avukatlıkta kaliteyi artıracak bir çözüm olabilecek kanaatindeyiz. Bahsettiğim gibi, hukuk bürosunda çalışacak avukat sayısında bir sınırlama olmayacaktır. Hukuk bürosu, iş hacmine göre, gerekirse sınav dahi yaparak, o büroda çalışmaya hak kazanabilecek avukatları seçebilecektir. İş sahipleri de, o il ya da ilçede, sınırlı sayıda hukuk bürosu olduğu için, rekabeti körükleyip bedavaya iş yaptıramayacaklar, karşılarında kurumsallaşmış, profesyonel hukuk bürolarıyla karşı karşıya kalacaklardır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !