II. Abdülhamid Han'ın Liderlik Sırları Mehmet AYDIN 5

PARİS SOKAKLARI

Bir Avrupalı Yazar'dan dinliyelim; "Paris'te geniş bilgisi ve

zekası sayesinde kendisine düşen vazifeyi yaptı. Orada hislerini gizlemesini

bilen bu genç adamın (daha o zaman 17-18 yaşlarında)

herşeyle ilgilendiği ve bunlar hakkında esaslı malumat aldığı kimsenin

gözünden kaçmamıştı. Aradan otuz sene geçmesine rağmen

II.Abdühamid, Paris'te gezdiği caddeleri ve kendisine takdim edilen

subayların isimlerini hala hatırlıyordu." (12)

Abdülhamid Han, İsraftan hoşlanmazdı. Cömert bir insandı.

Ama iktisatlıydı. Cesur, fakat ihtiyatlı idi. İktisatsız cömertliğin ve

ihtiyatsız cesaretin seleflerine nelere mal olduğunu biliyordu. (13)

Fakirlere yardım eder, yöneticileri ise hizmet ve başarılarına

göre ödüllendirirdi.

Emri altında olanlara ve vekillerine, ilim ve sanat erbabına, yabancılara

bol ve kıymetli hediyeler veriyordu. Yöneticilerin mevkilerine,

hizmet ve başarılarına bakarak ona göre ihsan ve ikramda bulunuyordu.

Halkdan, fakirlik ve sıkıntı içinde olanların halini haber

alınca, para veya eşya gönderiyor, hastalara bizzat doktor yolluyordu.

(14)

Bir akşam Aksaray taraflarındaki bir postahaneden Sultan'a arz

edilmek üzere bir telgraf çekilir. Telgrafı çeken bizzat telgraf memurudur.

Karısının hamile ve doğmak üzere olduğunu ve doğumun

da zor olabileceği belirtilerek hiçbir vasıtasının olmadığını bu nedenle

"Merhamet-i Şahane"ye sığındığını belirtiyordu.

Telgrafı baştan sona okuyan sultan Mabeyn (saray) memuruna

gerekenin yapılması emrini veriyordu.

Emir yerine getiriliyor, sabaha karşı Mabeyn (saray) memuru,

Mabeyn tabiblerinden biri ve bir yaver, gönderildikleri yerden dönüyorlardı.

Saray bahçesinden geçerken Patişahın oturmayı adet edindiği

sade ve basit odada ışığın yandığını görürler. Padişahın geceyi orada

geçirdiğini ve belki de uyumakta olduğunu düşünerek, kendisini

rahatsız etmemek için ayaklarının ucuna basa basa yürümeye başlarlar.

Yanılıyorlardı. Patişah uyumuyordu. Onları pencereden seyreden

Sultan gelmelerini işaret ediyordu...

Neticenin ne olduğunu çocuğun doğup doğmadığını soran Patişah'a

şu cevabı veriyorlardı.

-Evet Efendimiz! Biraz evvel dünyaya geldi. Nur topu gibi bir

erkek çocuk...İsmini "Abdülhamid" koydular..."İhsan-ı Şahane"yi

16 verdik. Baba ağladı ve "ömr-ü devlet"lerine dualar etti.

Abdülhamid Han, şafak vaktine kadar neticesini beklediği hadiseyi

öğrendikten sonra, içindeki sıkıntılı bir havayı dışarıya atarcasına

bir nefes boşaltıyor ve tek kelime söylemeden paravananın

arkasına geçip sabah namazına duruyordu. (15)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !