TAŞ KASİDESİ

Taş Kasidesi

 

Taş, taş değil, bağrındır taş senin,

Nereni, nasıl yaksın, söyle bu ateş senin?

 

Bir katılıktır, dinamit söker mi yürekleri?

Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin.

 

Kazmayı kayalara değil, kalplere vur ey,

Ferhat, niçindir kırdığın bunca taş senin?

 

Anne, seninle bağrın döver gider mi acı?

Hanidir Ferhat’tan aldığın ders taş senin?

 

Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili?

İşitmez oldun beni, kalbin taştan taş senin.

 

Ölüm sendendir bana, nedir taşlamak beni?

Bana, güldür, çiçektir, attığın her taş senin.

 

Gözünü dikme taşa, işte, parça parçadır.

Şimşektir bir bakışın, dayanır mı taş senin?

 

Deprem değildir, dağı ve beni sarsan,

Bir bakışındır, komaz taş üstünde taş senin.

 

Niçin çıktın dağlara, evren çöl oldu Leyla?

Topuğun öpmek için, toz oldu dağ taş senin.

 

Taş, taş değil, bağrındır taş senin.

Nereni, nasıl yaksın, söyle bu ateş senin?

 

Ülkendir, taş ve beton, bu yanlış kent.

Her gün bir yanın, biraz daha taş senin.

 

Taş alanlarıdır taş insanları taşır,

Nereye gelsen ey aşk, karşında bu taş senin.

 

Uygarlığı taşla taşımak çağlar üzre,

Kolların bu denli güçlü müdür taş senin?

 

Bir taş devridir, ama bağışla beni,

Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin?

 

Bir İbrahim bıçağı, ikiye biçer taşı,

Sevgili nasıl kırdı, kutlu dişin taş senin?

 

Ölüm bir kasırgadır, çevirir seni beni,

Nedir kucağında kocaman bu taş senin?

 

Nereye koysam seni, söyle ey yüreğim?

Bir gün beni ele verir, bu güçlü atış senin.

 

Taş, taş değil, bağrındır taş senin,

Nereni, nasıl yaksın, söyle bu ateş senin?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !